İnsan Hakları
Özgürlük:İnsanın doğuştan sahip olduğu hak ve özgürlükler. Başkasına zarar vermeden yapılacak her şey. İlk başlarda insanın doğuştan hak ettiği haklar olarak görülmüş din, dil, ırk, mezhep fark etmeksizin.
Bugün demokrasi adına 2 önemli gelişme var:
1.Özgürlük soyut olmaktan çıkmış, sosyal ve ekonomik hakları da içeren somut kurallara dayanmış.
2.İnsan hakları çoğulcu demokrasilerde, kanunlarda ve anayasalarda beyanla kalmayıp bu hakların ihlaline karşı yargısal yolla korunma imkanı verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, ihlal olduğunu onaylarsa;
1.Tazminat ödenmesi (Bakanlar Komitesi denetliyor, ödenmezse Avrupa Konseyi’nden ihraç söz konusu.)
2.İç hukukta bazı değişiklikler yapılması söz konusudur.
İncal Kararı: Önceden DGM’lerde askeri savcılar vardır. AİHM 6.kararına göre “bağımsız ve tarafsız hakim tarafından yargılanma ilkesine karşı olduğu için düzeltme zorunluluğu doğmuştur. Ancak hakimlere karşı değil, hakimlerin seçiminde askeriyenin müdahalesi olduğu için bu kararı almışlardır.
İnsan Haklarının Çeşitleri
Gerçek haklar-biçimsel haklar ayrımı koruyucu,katılma,isteme hakları
Gerçek haklar-biçimsel haklar ayrımı
Marksist öğretiye dayanıyor. Bu öğreti klasik insan haklarını (toplantı, yürüyüş gibi) biçimsel hak olarak nitelendirir. Bunların soyut özgürlükler olduğu, gereksiz bireye hiçbir yarar sağlamadığı söylenmektedir. Bu tür özgürlüklerin toplumdaki eşitsizlikleri ve sosyal sömürüyü önlemeye cevap vermediği iddia edilir. Bencil insanın özgürlükleri olduğunu ve özel bir keyfilikten başka bir anlam taşımadığını iddia eder. Marksizm, biçimsel hak olarak nitelendirdiği ve reddettiği klasik insan hakları yerine, gerçek özgürlük, iş sahibi olma, sosyal sömürüden kurtulma, saygın yaşam hakkı gibi gerçek hakları koyacağını iddia etmekte ve bu hakların işçi sınıfını sömürücü sınıfın elinden kurtaracağını savunmaktadır. Bu amaçla Marksist öğreti, bu hakların gerçek
Anlamda değer kazanabilmesi için sömürücü sınıfın ihtilalle yıkılacağını ve tüm malların halka geçeceğini söyler.
Bu görüş iflas etmiştir. Ancak bu görüşün ortaya koyduğu klasik anlayışa eleştiriler
Avrupa’nın İnsan Hakları konusunda gelişimine yardımcı olmuştur.
Sınıfsız rejimin olması istenirken diktatörlük oluşmuştur. Marksist görüşün yıkılışının nedeni olmuştur. Marksizm de insanların iyi niyetli, mükemmel olmaları gerekir ki sistem işlesin.
Katılma hakları
Bireyin siyasi iktidarı kullanmasını, aktif bir şekilde katılmasını sağlayan haklar.
Seçme
Seçilme
Vatandaşlık
Siyasi parti kurma
Siyasi partiye üye olma
Kamu kuruluşlarında çalışma
İsteme hakları
Kişilere, devletten olumlu bir davranış, yardım ve hizmet isteme hakkı. Devlet aktif olursa ancak işe yarar.
Ailenin korunması
Eğitim-öğretim hakkı
Çalışma hakkı
Dinlenme hakkı
Sendika kurma hakkı
Toplu iş yapma hakkı
Grev yapma hakkı
Konut kurma
Koruyucu haklar
Liberalizmin klasik insan hakları çerçevesinde ele alınacaktır.
Kişi güvenliği
Doğal hakim güvenliği
Cezaların kanuniliği
Kişi dokunulmazlığı
Haberleşme özgürlüğü
Özel hayat özgürlüğü
Din özgürlüğü
Düşünce, inanç özgürlüğü
Gösteri, toplantı özgürlüğü
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Türkiye’ye Karşı Açılan Davalar
Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 25.maddesine göre 1985 tarihinden beri bireysel başvuru hakkını kabul etmişiz.
Başvuruyu yapanlara göre:
Eğer başvuru Avrupa Konseyi’ne üye devlet ya da devletlerce yapılırsa devlet başvuru, bireyler tarafından yapılırsa bireysel başvuru deniliyor.
Devlet başvurusu;
1.5 devlet 12 Eylül darbesine ilişkin dava açmış.
2.Kıbrıs Rum Hükümeti 4 dava açmış( 1974 müdahalesi sonrasına vatandaşlarının mülkiyet hakkını kullanamadıklarını söylüyor).
3.Danimarka tarafından (vatandaşı terör suçlusuymuş, yargılamışız).
İç yargı yollarının tükenip tükenmemesine göre;
Bireysel başvuru için iç yargı yolları tükenmeli ve en fazla 6 ay geçmiş olmalı. Olayın özelliklerine göre iç hukukta yeri yoksa direk başvuru yapılabilir.
Hangi gerekçelerle açılıyor davalar?
Güney Kıbrıs’taki mülkiyet haklarının ihlal edildiğin söyleyen Rumlar
Köy yakma ve boşaltma
Kamulaştırma bedellerinin geç ödenmesi
Gözaltına işkence davaları
Gözaltında kayıp ve faili meçhul olaylar
Düşünce özgürlüğüne karşı açılan davalar
Makul sürede yargılanma hakkını ihlali
Parti kapatma davaları
İşkence!!
Sur kararı: Abdullah Sur kuyumcuda çalışan bir işçi. Biri hurda altın veriyor külçe altın yapması için o da bakır ilave dip değerini düşürüyor.
11 Mayıs 1992:gözaltına alınıyor
12 Mayıs 1992:ifadesi alınıp İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderiliyor. Tutuklanıyor
13 Mayıs 1992:nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi serbest bırakıyor.
14 Mayıs 1992:”işkence gördüm!!” diyerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuyor.
29 Mayıs 1992: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı sanıkları tanıyamadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı veriyor.
Şimdi 15 gün içinde en yakın Ağır Ceza Mahkemesine itiraz etme hakkı var, o da öyle yapıyor.
21 Ekim 1992:reddedilmiştir.
Tüm iç hukuk yolları tükenmiştir!!
15 Mart 1993:Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuruyor.
Komisyon başvuruyu kabul etmiş ve mahkemeye göndermiş. Yargılama devam ederken Türkiye barışçıl yolla sonuçlandırma istemiş, ve böyle çözülmüş.
Sur’a 1997 yılında 100.000, avukatına 15.000 Fransız frangı ödenmiş.
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (CMUK)
1992 yılında alınmış bir karar.
135. madde; 1.susma hakkı
2.talebi halinde avukat tutma hakkı
3.aleyhine sürülen delilleri çürütebilme hakkı( savunma hakkı)
Bu haklar hatırlatılmazsa 254.maddeden “bu deliller hükme alınamaz” deniliyor. %99 sanık avukat istemiyor(isteyemiyor!!)
Sorgu tutanağının üst kısmında bu haklar yazılı ancak okutulmadan imzalatıyorlar, böylece hatırlattıklarını belgelemiş oluyorlar.
Gözaltı süresi uzarsa işkence izleri kaybolur o yüzden 24 saat. Aynı suçtan 2.kez alınması 1998’de yasaklanmış.
Toplu işlenen suçlar için 4+3 gün.
Tek başına polis suçlu değil. Polis, savcı, dr,avukat, haklarını bilmeyen vatandaş, dayağı onaylayan aile.
Düşünce Özgürlüğü
Bizde 25.madde; düşünce özgürlüğü
26.madde; düşünceyi açıklama özgürlüğü
AİHS+ Almanya;ifade özgürlüğü diyor sadece
Zana kararı: Mehdi Zana başka bir suçtan dolayı 1987’de cezaevine giriyor. Gazetecilerle yaptığı bir konuşmada “PKK’nın hareketini destekliyorum, ancak kadınlar ve çocuklar yanlışlıkla ölüyor” demiş. Bu beyan Cumhuriyet gazetesinde yayınlandıktan sonra Cumhuriyet Başsavcılığı’na dava ediliyor.
312. madde; 1.fıkra:suç sayılan fiili övmek
2.fıkra:halkı kin ve düşmanlığa tahrik.
Sonuçiyarbakır DGM’si 1991’de 12 ay ceza veriyor.
AİHM’ye başvuruyor. Karar: 1.cümlede PKK destekleniyor.2.cümleyle çelişki var deniliyor ve kararı onaylıyor.