Venedik'teki daha erken tarihli Barok bir yapı olan Scalzi Kilisesi'nin (1670) cephesinde de çift sütunlu düzenleme yer alır. Bu yapının da iki katında görülen bu özellik üstte dört çift sütun, altta ise yanlarda üçer çift sütun ve ortada giriş bulunur. Scalzi Kilisesi'ndeki sütunlar yivsizdir ve ilk katta korint, ikinci katta kompozit sütun başlığı görülür. Antik öğelerin ve Barok düzenlemelerin görüldüğü Muayede Salonu cephesi çok süslü olmasıyla İspanyol saray ve katedrallerinin hareketli ve bol bezemeli görünümünü hatırlatır. İspanya'da 18.yy.'da dış dekorasyonun vurgulanması aşırı biçimde gelişir. Egzotik ögelerle yapılan süslemecilik başlar. Muayede Salonu'nun cephesinin giriş katındaki sütunların üzerindeki friz ile altında ve üstündeki bezemeli silmeler kompozit düzendeki öğeleri hatırlatır. Ancak sütun başlıklarının üzerinde olması gereken üç kademeli arşitravın yerine bezemeli ince silmeler yer alır. "Barok bezemeli frizin üzerinde diş kesimi, yumurta frizi, konsol ve sima vardır. İkili sütunların aralarına rastlayan yedi adet kemerli pencerenin iki yanında birer kompozit sütun görülür. Bu sütun başlıkları ikili sütun başlıklarından daha sadedirler ve tek bir akantus sırasına sahiptirler. Sütunların yivleri çift kademelidir. Sütun başlıklarının üzerindeki friz lotus, palmet motifleriyle bezelidir" . Giriş katın pencere üstleri Rönesans saraylarındaki gibi yuvarlak alınlıklıdır. Alınlık içinde renkli camlı pencere, onun altında dikdörtgen ve yere kadar inen pencereler vardır. İkinci kattaki ikili sütun dizileri arasında ikişer pencere yer alır . Pencereler birinci kattakilerden daha küçüktür ve aralarında küçük bir sütun vardır. Bu sütunların kaideleri ve gövdeleri antik düzenden farklıdır. Gotik kiliselerdeki pencereleri hatırlatan ikili pencerelerin iki yanında yivli pilastrlar ve Bizans ve Korint başlıklarına benzer sütun başlıkları görülür. Sütunların ve alınlıkların üzeri S ve C kıvrımlı barok bezemelerle süslü, onun üzerinde çiçek ve yaprak bezemeli friz, bir sıra yumurta dizisi ve üzerinde yuvarlak ve kırık bir alınlık bulunur. İki kırık alınlığın içinde ve dışında üzerlerindeki çiçek motifli yuvarlak iki madalyonın çevresinde yumurta dizileri bulunur. Alınlığın ortasında girland ve konsollar dikkati çeker. Çatıdaki korkuluklarda görülen motifler ikinci kattaki pencerelerin altında da kullanılmıştır. Buradakiler antik mimari ögeleri olan triglif ve metoplara benzemektedir. Pencerelerin iki yanındaki pilastrların yanında dikey olarak rumi ve çiçek motifleri sıralanmıştır. Sütun, pilastrlar, dekoratif sütunlar cepheye hareketlilik getirmiştir. Dekoratif etkiyi arttırmak için kompozit başlıklı, yivli sütunlara ve çıkıntılı gömme sütunlara yer verilmiştir. Bodrum katının kare ve yarım yuvarlak pencereleri demir parmaklıklarla örtülüdür . Burada da ortadaki çiçek motifinin etrafında içi içe geçen kıvrımlar ve motifler yer alır.
Girişin önündeki yuvarlak merdiven kenarlarında yüksek kaideler bulunur. Kaidelerin üzerindeki bezemelerde de akantus, palmet, içinde çiçek bulunan madalyon, askı çelenk gibi süsleme ögelerine yer verilmiştir . Merdivenin düzenlenişi Barok özelliğindedir. Barok'un hareketli mekanına uygun bir merdivendir. Alçak tutulmuş, basık basamaklar mermerden yapılmıştır. Sekiz basamaklı ve yuvarlak merdivenin, iki yandan kaidelerle ilk kat sütunların üzerinde durduğu payeler arasında da basamakları bulunur. Böylece üçlü bir giriş söz konusu olur. Bu bölümlerdeki yükseklikten sonra girişe ulaşmak için sekiz basamak daha çıkılır ve ortadaki kapıya ulaşılır.
2.1.3. Harem-i Hümayun (Harem):
Dolmabahçe Sarayı’nın yaklaşık üçte ikisini oluşturan Harem Bölümü'ne, Mabeyn ve Muayede Salonu’ndan geleneksel ayrımı vurgulayan demir ve ahşap kapılarla kesilmiş koridorlardan geçilmekte, bu bölümde Boğaziçi’nin yansımalarıyla aydınlanan salonlar, sofalar boyunca padişahların, padişah eşlerinin, çeşitli görevleri olan kadınların, şehzade ve sultanların yatak odaları, çalışma ve dinlenme odaları sıralanmaktadır. Valide Sultan Dairesi, Mavi ve Pembe Salonlar, Abdülmecid, Abdülaziz ve Reşad tarafından kullanılan odalar, Cariyerler Bölümü, Kadınefendi odaları, Büyük Atatürk’ün çalışma ve yatak odası, sayısız değerli eşya, halı, levha, vazo, avize, tablo gibi sanat yapıtları Harem’in ilginç ve etkileyici parçalarını oluşturmaktadır. Dolmabahçe Sarayı’nın Batı etkileri altında, Avrupa saraylarından örnek alınarak yapılmış bir saray olmasına karşılık, işlevsel kuruluşu ve iç mekan yapısında "Harem"in eskisi kadar kesin çizgilerle olmasa da ayrı bir bölüm olarak kurulmasına özen gösterilmiştir. Topkapı Sarayı’nın tersine, Harem, artık saraydan ayrı tutulmuş bir yapı ya da yapılar topluluğu değildir; aynı çatı altında, aynı yapı bütünlüğü içinde yerleştirilmiş özel bir yaşama birimidir.
3. Bahçeler
Sarayın bahçelerinden önde bulunanı Hasbahçe'dir. Fransız bahçelerinden esinlenilerek düzenlenmiştir. Bahçenin ortasında bir havuz bulunmaktadır. Bahçeyi çeşitli aslan heykelleri süslemektedir. Muayede Salonu'nun kara tarafında kapalı bir konumda Kuşluk bahçesi yer alır. Bu bahçede de Avrupa etkileri görülmektedir. İç avlu niteliğindeki harem bahçesinde oval bir havuz ve geometrik düzenleme hakimdir. Deniz tarafındaki bahçeler rıhtım boyunca uzanır. Burada da diğer bahçelerde görülen özelliklere rastlanır. Heykeller ve vazolarla hareketlilik kazandırılmıştır.
4. Yakın Dönemde Dolmabahçe Sarayı ve İlgili Restorasyonlar
Günümüzde Dolmabahçe Sarayı’nın bütün birimleri restore edilmiş ve ziyarete açılmış bulunmaktadır. Saray’ın değerli eşyalarının sergilendiği iki “Değerli Eşyalar Sergi Salonu”, Milli Saraylar Yıldız Porselenleri Koleksiyonu’ndan örneklerin yer aldığı “İç Hazine Sergi Binası”, genellikle Milli Saraylar Tablo Koleksiyonu’nun bölüm bölüm ve uzun süreli sergiler biçiminde izleyicilere sunulduğu “Sanat Galerisi”, bu galerinin alt katında sarayın çeşitli objeleri ve mimari süslemelerinden alınmış kuş motiflerinin fotoğraflarından oluşan sürekli serginin bulunduğu tarihsel koridor, Mabeyn Bölümü’ndeki Abdülmecid Efendi Kütüphanesi; Dolmabahçe Sarayı’nın başlıca sergileme birimlerini oluşturmaktadır.
4.1. Mefruşat Dairesi ile İlgili Restorasyon:
Mefruşat Dairesi, "Kültür-Bilim-Tanıtım Merkezi olarak, konferans, sergi, bilimsel araştırmaların yanı sıra, basın ve yayın organları ile sağlıklı ve sürekli ilişkileri sürdürmek üzere, çok amaçlı bir hizmet anlayışı içinde düşünülmüş ve yeniden düzenlenmiştir. Sarayın girişinde, mimari özelliği de dikkate alınarak ele alınan Mefruşat Dairesi'nde oluşturulan Kültür-Bilim-Tanıtım Merkezi'nin alt katı, Konferans Salonu, Sergi Salonu, satış merkezi ve Fotoğraf Laboratuarı, üst katı ise Basın ve Yayın Merkezi, Kitaplık, Bilimsel Araştırma ve Saray Arşivi olarak kullanıma açılmıştır. Sarayın hemen girişinde bulunan eski Mefruşat Dairesi’nde Kültür-Tanıtım Merkezi yer almakta ve Milli Sarayların çeşitli yerlerinde sürdürülen bilimsel çalışmalarla tanıtım etkinlikleri bu merkezden yönlendirilmektedir. Öte yandan, yine bu merkezde çoğunluğunu 19. yüzyıla yönelik yayınların oluşturduğu bir kitaplık kurularak araştırmacıların hizmetine sunulmuştur.
Mefruşat Dairesi'nin önündeki avlu, ilk kez Saray'ı gezenlerin yaz ve kış oturup dinlenebilecekleri bir alan olarak düzenlenmiştir. Avlunun çevresindeki bir bölüm, gerekli onarım ve düzenlemelerle "Gösteri Salonu" olarak değerlendirilmiştir. Bu bölümde, Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanan, saray ve kasırlarımızı tanıtıcı bir program audio-visual dia gösterileri halinde sürekli ziyaretçilere sunulmaktadır. Büyük bir ilgi ve beğeniyle izlenen bu renkli gösterilerin, zaman içerisinde daha da geliştirilerek zenginleştirilmesine ve aynı gösterilerin başta Beylerbeyi Sarayı ve Maslak Kasırları olmak üzere, diğer köşk ve kasırlara da yaygınlaştırılmasına çalışılmaktadır. Bu arada avlunun bir bölümünde de ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere, sarayın tarihi hüviyetini yansıtır bir biçimde modern bir kafeterya kurulmuştur.
Kültür-Bilim-Tanıtım Merkezi'nin alt katında yer alan Sergi Salonu'nda sunulan "Dünden Bugüne Osmanlı Sarayları" Sergisi, bugün ayakta kalmış, değişmiş veya yıkılmış bulunan saraylarımız konusunda belge niteliğindeki resimleri bir araya getirmekte ve böylece sarayların bir boyutuna ışık tutmaktadır. Bugüne kadar gezenlerin büyük ilgisini çeken bu resimler ayrıca basılmış ve böylece kalıcılıkları da sağlanmıştır.
Satış Merkezi'nde ise, Kültür-Bilim-Tanıtım Merkezi tarafından üretilen çeşitli kartpostal, dia, videokaset, poster, rehber, kitap, broşür ve benzeri tanıtım malzemeleri satışa sunulmuş bulunmaktadır.
Kültür-Bilim-Tanıtım Merkezi'nin kurulması, yurtiçi ve yurtdışı iletişim ağının oluşturulmasıyla, bilimsel ve kültürel ağırlıklı üretimin sürekliliği sağlanmış ve böylece Milli Saraylarımız tarihimizde ilk kez kültürel birikimin zenginliğine uygun boyutta dışa açılmıştır.
Ayrıca, Saray'ın yıpranmasını önlemek, kapı önünde büyük oranda artan ziyaretçi yoğunluğunu daha sağlıklı düzenlemek, Dolmabahçe Sarayı dışındaki kültür zenginliklerimizi de vurgulamak için, Mefruşat Dairesi'nin yanı sıra Saat Kulesi ve çevresindeki alan da yeniden ele alınmış, bir dizi uygulamayla Saray'ın bütünleştirilmesi yolunda önemli bir adım atılmıştır.
Önemli bir girişim de, Dolmabahçe Sarayı "Harem" bölümünün 28 Kasım 1985 tarihinde yeniden düzenlenerek geziye açılmasıdır. Dolmabahçe Sarayı'nın yaklaşık üçte ikisini kaplayan Harem Dairesi'nin açılması, yurt içi ve yurtdışında da büyük ilgi görmüş, bu durum sarayın bütünleştirilmesi yolunda önemli bir adım olarak nitelenmiştir. Harem Dairesi'nin açılması ayrıca bugüne kadar yeterince bilinmeyen birçok ilginç ayrıntının tanınmasına neden olmuştur.