Örneğin futbol sırasında kaval kemiğine (tibia) gelen tekme kemiği kolayca kıramaz. İskelet kemiklerinde iki farklı kemik dokusu mevcuttur. Dışta bulunan, sert yüzeyel tabaka kompakt kemiktir. Ortada ise daha açık ve delikli olan süngersi kemik (spongiyoz kemik) bölümü bulunur. Her iki tipte de matriks ve hücrelerin mikroskobik yapısı aynıdır. Kemiği zar şeklindeki sağlam bir yapı olan periost örter. Periost kemiğe kan sağlar ve birçok duyu siniri ucu içerir. Sinirler kemiğe ulaşmadıklarından kemik kırıklarında duyulan ağrı periosttan kaynaklanır. Periost kemiği sıkıca sarar ve yer yer kemiğe yapışmış olan bir zardır. Periostun hemen altında, kompakt sert kemik tabakası vardır. Kemiğin ortasında spongiyoz kemik bulunur. Kemikler hiç bir şeyden etkilenmeyen cansız bir madde olmayıp, damarsal ve biyokimyasal faktörlerden, iç salgı ve beslenme değişikliklerinden, enfeksiyonlardan ve travmadan etkilenen canlı dokulardır. Kemik yapımı en çok bebeklikten başlayarak genç erişkin dönemine kadar süratle devam eder. Yine de erişkin döneminde yavaş da olsa kemikleşme mevcuttur. Özellikle eskiyen veya zedelenen kemik bölümleri osteoklast adı verilen yıkıcı hücreler tarafından temizlenir. Ardından gelen osteoblast isimli yapıcı hücreler tarafından kemik dokusu eski haline getirilmeye çalışılır. Bu bir döngü olarak devam eder. Kemik oluşmasında yeterli miktarlarda kalsiyum ve fosforun bulunması esastır. Bunun için de besinlerle beraber yeterli miktarda inorganik madde ve bunların emilmesini kolaylaştıran D vitaminin alınması ve paratiroid bezlerinin uygun şekilde çalışması gerekir. Kemiğin oluşmasında C vitamini de gereklidir. İskeletin büyümesi belirli hormonların denetimi altındadır. İnsan İskeletinde Bulunan Kemikler İnsan iskeletinin en önemli bölümleri şunlardır: Kranyum (Kafatası): Kafatasında tek oynar eklem çene eklemidir. Kafatasını oluşturan diğer eklemler sabit, oynamaz eklemlerdir. Kafatasını meydana getiren kemiklerden başlıcaları frontal, oksipital, paryetal, zigomatik, maksiller, temporal kemiklerdir. Omurga Omurga: Vertebra adı verilen omurga kemiklerinden oluşur. Vücudun dikliğini sağlayan ana yapıdır. İçinde omurilik adı verilen yapı vardır. Omurgaların arasından ve arka kısmında bulunan deliklerden çevresel sinirler çıkar. EKLEMLER Eklemler iki veya daha çok sayıda kemiğin birleşme yerleridir. Eklemlerde iki kemiğin uç noktaları, yumuşak, yoğun, koruyucu ve sürtünmeyi azaltıcı görev üstlenen kıkırdakla kaplıdır Eklemlerin diğer parçaları stabilizasyonu ve sürekli kullanımdan oluşabilecek aşınmanın azaltılmasını sağlar. Eklemlerde ayrıca eklem kapsülünü oluşturan bir zar (sinovya zarı) mevcuttur. Sinovyal dokuda bulunan hücreler eklem kapsülünü dolduran bir sıvı (sinovya sıvısı) üretirler. Bu sıvı sürtünmeyi azaltır, kayganlık sağlar, eklem yüzeylerinin hareketini kolaylaştırır. Yapıları ve hareket durumlarına göre sınıflandırılırlar: Sabit veya hareketsiz (oynamaz) eklemler: Kafatası kemikleri arasında bulunan ve sutura adı verilen eklemler bu türdendir. Bu tip eklemler yoğun bir fibröz doku kitlesi ile birleştiklerinden, bazen fibröz eklemler adını da alırlar. Çocuklukta fibröz doku bir miktar harekete izin verirse de erişkin dönemde kafatası kemikleri hemen hemen kaynamıştır ve hareket imkansızdır. Tüm kafatası kuvvetli ve sert bir kutu şeklindedir. Hafif hareketli veya yarı-oynar eklemler: Omurga kemikleri arasındaki eklemler bu tipe en belirgin örnektir. Kemikler arasındaki yarı gevşek eklem bir miktar harekete izin verir. Tam oynar eklemler (sinoviyal eklemler): Eller, ayaklar, kollar ve bacaklarda bulunurlar. Farklı anatomik tipleri vardır. Hepsinde bir eklem boşluğu, bunu örten bir sinoviyal zar ve bu boşluğun içinde sinoviyal sıvı mevcuttur. Tüm hareketli eklemler sinoviyal eklemler adını da alırlar. Sinoviyal eklemler Bütün sinoviyal eklemler, eklem kıkırdağı ile örtülü olan ve sinoviya zarı ile döşenmiş bir kapsülle çevrelenen iki ya da daha çok sayıda kemik yüzeyinden oluşur. Sinoviya zarı, eklem yüzeyindeki kayganlığı sağlayan sinoviya sıvısını salgılar. Eklem kıkırdağında bulunan ve kondrosit adı verilen canlı kıkırdak hücreleri, özel lifler ile sabitleştirilmiş bir ana dolgu maddesinin içinde bulunur. Bu hücreler kıkırdağın yapım ve onarımını gerçekleştirirler. Kemik yüzeylerini örten eklem kıkırdağının özelliklerinden biri sürtünme katsayısının çok düşük olmasıdır; bu sayede iki yüzey rahatlıkla birbirleri üzerinde kayar. Diğer özelliği baskıya karşı dayanıklığıdır. Ne kan damarları ne de sinir uçları kıkırdağa girmez. Kıkırdak hücreleri besinlerini sinoviyal sıvıdan ve alttaki kemiğin kan damarlarından difüzyon ile alırlar. Kıkırdak, sinir ucu içermemesi nedeni ile ağrıya duyarsızdır. Eklemi çevreleyen eklem kapsülü, bazı bölgelerde kirişleri oluşturmak üzere kalınlaşan fibröz yapıda bir destek dokusudur. Kapsülde sinir uçları bol miktarda bulunur ve bunların içinde ağrı reseptörleri de mevcuttur. Bu nedenle bir zedelenme durumunda ağrı ortaya çıkar. Kapsülün içi sinoviyal zarla örtülüdür. Bu zar damardan zengindir ve sinoviyal sıvıyı salgılarlar. Sinoviyal sıvı, proteinler, elektrolitler ve glukozdan oluşan karmaşık, çok özelleşmiş bir sıvıdır. Eklem daha hızlı hareket ettikçe daha akışkan hale gelen bir yağ gibidir. Bağ dokusundan oluşan sert bantları olan kirişler (tendonlar), kasın ucunu kemiğe bağlar. Eklem bağları (ligamanlar) eklemleri sarar ve kemikleri birbirine bağlar. Bu bağlar belirli yönlere harekete imkan sağlayarak, eklemlerin stabilize olmasına yardım eder. Bursalar ise hakert sistemnkomşu yapları arasında tampon işlevi gören içi sıvı dolu keselerdir. Bursalar, hareket sırasında birbirine sürtünen dokuların yıpranmasını önlerler. Bir eklemi oluşturan yapılar hareketi kolaylaştırmak için birlikte çalışırlar. Örneğin, adım atmak için diz büküldüğünde, diz arkasındaki kaslar kasılır. Bunun sonucunda diz bükülür. Bu sırada öndeki kuadriseps kası, dizin bükülmesine izin vererek gevşer. Diz eklemi içinde kıkırdak ve sinovyal sıvı, sürtünmeyi en aza indirir. Eklemi çevreleyen bağlar, kemiklerin düzgün bir şekilde yerinde durmasını sağlar. Bursalar, baldır kemikleri ve diz kapağı kirişi (patella tendonu) gibi yapılar arasında tampon işlevi görür. KASLAR Kaslar, kasılıp gevşeyebilen liflerden oluşan yapılardır. Kaslar, çeşitli organların veya vücudun tamamının hareketini sağlar. Duruş ve hareketten sorumlu olan iskeletin üzerindeki kaslar, kemiklere bağlıdır ve eklemlerin etrafında toplanan kaslar birbirlerine zıt yönlerde hareket ederler. Örneğin dirseğin bükülmesini sağlayan kas (biseps) dirseği geren kas (triseps) ile uyumlu çalışır. Kaslar sadece dışarıdan gördüğümüz şekilde bir insanın hareket etmesini sağlamakla kalmazlar, göz bebeklerinin küçülüp büyümesini, barsaklardaki gıdanın ilerlemesini, kulak çınlamasını ve benzeri birçok organın hareketini sağlarlar. Histolojik yapılarına göre kaslar iki gruba ayrılırlar: ? Çizgili kaslar ? Düz kaslar Çizgili kaslar Kalp kası hariç istemli olarak hareket ettirebildiğimiz kaslar çizgili yapıdadır. Mikroskop altında incelendiğinde enine çizgilerin belirgin olarak görülmesi nedeniyle bu ismi almışlardır. Yüz ve mimik kasları, gövdede bulunan kol kasları, kaburgalar arası kaslar, kol ve bacak kasları isteğimize bağlı olarak hareket ettirebildiğimiz kaslardır. Bir çizgili kas lifi mekik tarzında ve kısadır. Kalp kası çizgili bir kas olduğu halde istemimiz dışında kasılır ve çoğunlukla bu sınıflama dışında ayrı olarak değerlendirilir. Kalp kas lifi dallanmış ve birbiri içine geçmiş şekildedir. Düz kaslar Barsak duvarı, damar duvarı, rahim kasları gibi iç organlarda bulunan kaslar düz kaslardır. İsteğimiz dışında kendiliklerinden kasılırlar. Bilincimiz dışında sinyal taşıyan sinirler tarafından uyarılırlar. Uzun süre yorulmadan kasılmalarını sürdürebilirler.
ßєи нãуãтã тєк gєℓ∂iм тєк gi∂єяiм
ßu ∂üиуã∂ã ßiя Aℓℓãн’ı ßiя∂є кєи∂iмi ßiℓiяiм
ßu нãуãт ßєиiм i§тє∂iğiм gißi уã$ãяıм
ßugüи ãğℓãя уãяıи §u§ãяıм
gözüм∂єкi нєя ∂ãмℓã уã$ıи нє§ãßıиı güи gєℓiя §σяãяıм
zãя ãтмãм $ãи§ã iиãимãм σятã∂ã ßiя $ãи§ vãя§ã σиu∂ã ßєи OLUŞTURURUM.!!
KeNdi kuRaLLarıMLa oyNaRım…BaktıM oyuN §ıkTı, bıRakıR kaLkaRıM